Geçen akşam kendiliğinden 5 kontör düştü. Üstünde durmadım.
Bu akşam da 51 kontör+100 dk Avea içi konuşma süresi varken Avea'lı arkadaşla konuşuyorum. Kapattım pat uyarı: kalan kontörünüz:2. İşin garibi Avea içi konuşma süremden de aynı dakika düşmüş.
Hediye dakikaların düşmesi gerekirken 49 kontörüm gitti lan. Şikayetvar.com'a yazdım bekliyorum. Hırsız Avea.
Kimin daha iyi top oynadığını tartışıyorlardı çocuklar kendi aralarında. Ahmet küfürbaz babasına çekmiş olacakki bitirim tavırlarla “tabiki ben lan” diyerek üstüne yürüdü kendinden fizyolojik olarak çelimsiz olan Murat’ın. Murat ona bir şey demeden topu yerden aldı. Birşey demedi ama Ahmet’in bu tavrına tümden de tepkisiz değildi. Ne söylemek istediği büzüştürdüğü dudaklarından okunabiliyordu. Topu önce ellerinin arasına aldı, sıkarak havasını kontrol etti sonra da parmak uçlarında tutarak çevirmeye başladı. Neden böyle yaptığına anlam veremeden izliyorken sibobunu aradığını farkettim. Sibop deliği yere gelecek şekilde topu gri asfalta dikmeden önce sol ayağıyla kızgın boğaları andıran hareketle asfaltı temizledi uzun uzun. Bu sırada başta Ahmet ve apartımanın garaj kapısında kalecilik yapan Tunç pür dikkat onu izliyorlardı. Tunç mahallenin en iyi kalecisiydi. Eldivenleri bile vardı. Murat iki-üç adım geri attı. Topa doğru koşmadan önce gözünü yerden kaldırdı Tunç’a baktı. Tunç hazırdı. Sokağa tuhaf bir sessizlik çökmüştü. Sokağın başından mahalle bakkalı, türkçesi kırık alt komşu pencereden Murat’a bakıyordu. Ahmet’le Murat arasında olanlara şahit olan herkes bu şutun sadece bir şut olmadığının farkındaydı. Murat topa doğru yaklaştı ve ayağının içiyle topun sol alt kısmına orta kuvvette vurarak güzel bir şut çıkardı. Topu havadan kaleye doğru yol aldığı 1 saniyeden bile daha kısa olan zaman aralığı içinde herkes topun kaleye girmesini umuyordu. Top iyi bir falsoyla kaleye iyiden iyiye yaklaşmıştı. Tunç’un artık o topa yetişmesi zor gibiydi. Sonunda top garaj kapısıyla kucaklaştı. Kucaklaşırken fazla samimi olmuş olmalılarki epeyce yüksek bir ses çıktı. Oysaki topun yerden havalanışı ve sonrası oldukça yavaştı bize göre. Murat çıkardığı sesin farkında değildi elbette. Golün ardından arkasını döndü gözleri Ahmet’i arıyordu. Tam o sırada garaj kapısı ağır ağır açılmaya başladı. Garajın topun etkisiyle bozulmuş olacağını geçirdi içinden bütün mahalle. Fakat çocuklar yavaşça yukarı yükselen kapının altında duran tekerleği gördüklerinde gerçeğin öyle olmadığını anladılar. İçerideki, Vespa motoruyla apartıman yönetici Süleyman Bey'di. Kapı açıldıkça çocuklar faltaşı gibi açtıkları gözleriyle Süleyman Bey'i aşağıdan yukarıya doğru süzdüler. Kapı tamamen açıldığında gördükleri Süleyman Bey'in kısık gözleri ve tehditkar yamuk gülümsemesiydi. Bir yandan da Süleyman Bey motoruna gaz veriyordu. Murat’ın durduğu pozisyondan garaja şut çekenin o olduğunu anlamış olacakki ilk bakışta onu gözüne kestirdi. Diğer çocuklar çabucak çil yavrusu gibi dağıldılar. Murat ise Süleyman Bey’le gözgöze gelmenin verdiği şaşkınlıktan dolayı kaçmayı hemen akıl edemedi. Arkadaşlarının kaçtığını da farketmedi şaşkın. Ama Süleyman Bey’in ona doğru ilk hamlesi Murat’ı kendine getirmeye yetti, tabana kuvvet kaçtı. Süleyman Bey de bastı motorunun gazına Murat'ın peşine takıldı. Sokağın köşesini dönene kadar Murat farkı epey açmıştı. Birlikte gözden kayboldular. Fakat motor sesi giderek azalıyor olsa da bir süre daha duyulmaya devam etti. Sonra motor sesi birden durdu.
Sacha Baron Cohen'in Bruno'su hakkında daha önceden de bir şeyler karalamıştım. Çok orijinal bi adam bu. Geçen akşam da MTV Film Ödüllerinde kendini gösterdi. Beyaz kanatlarıyla melek gibi uçarak sahneye gelirken rapçi Eminem'e büyük bi eşek şakası yaptı. Cohen'in Bruno filminde bu görüntüleri kullanacağı söyleniyor. Bakalım.



